24 Mart 2012 Cumartesi

seramik modelleri

hani bir hastane vardı. o duruyor mu hala? alsancak'ta bir yerlerdeydi. babam oraya görtürürdü birşey olunca. sabahın köründe, buz gibi havada giderdik hep. o puslu, nemli, soğuk sabahlarını da hiç esirgemezdin bizden acımasızca. sağolasın. sonra, ordan da başka bir hastaneye yollarlardı. oranın içi hep ilaç, ter ve süt kokardı. behçet uz muydu neydi adı? iyi biriymiş galiba. adamın adını hastaneye vermişler baksana. hastanenin oralarda bir büfe vardı hani. nasıl da acayip sandaviçler yapıyodu adam. küçücük ekmeğin içini tıka basa dolduruyodu. sonra çok tutulmuş olmalı ki adına "kumru" diyerek her yerde satmaya başladılar ondan. ama kumru o değildi ki aslında. kumru, bizim 23 nisanlar'da atatük stadyumu'nda yediğimiz o susamlı, tulum peynirli ekmek içi değil miydi? seramik modelleri o sabahı hatırlıyo musun? bozuktu biraz aramız seninle o zamanlarda; ama çabuk toparladık. hani ilk üniversite sınavımdı kafayı yemiştim çalışmaktan. ee sen ortaokulda haylazlık eder de hiçbir şey öğrenmezsen sonun bu olur tabi. sonra çalış da çalış. tüm kitapçıların, dershanelerin yerlerini ezberle sonra. ama ne oldu? bak kazanamadım. ikinci seneye kaldı. ikinci sene o dershane günleri unutulur mu canım ya? kıbrıs şehitleri'yle tanıştırmıştın beni. sanki o, bir önceki sene çalışmaktan kafayı yemiş olan ben değilmişim gibi; her gün dersten sonra soluğu orda alıyorduk koştura koştura. ne varsa artık. halbuki bildiğin bir cadde. üzerinde birkaç bar falan var sadece hepsi bu. ha bir de arkadaşlar vardı tabi içlerinde. bir de her yanında o güzel izmir insanı vardı tabi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder