24 Mart 2012 Cumartesi
çelik kapı modelleri
ben, camsinden doldurduğum suyu pazarında sattığım, mahalle savaşları yaptığım, bir kız için en iyi anasınıfı arkadaşımı sattığım sokakları bırakmak istemiyordum. ama hayat bu güzelim, ukala, çirkef, söz geçirebilene aşk olsun.
neyseki ilk aydan sonra alıştım yeni evimize, okuluma.
çelik kapı modelleri
tamam kabul ediyorum, biraz serserilik yaptım ortaokul yıllarımda. o müstakil izmir evlerinden meyve mi çalmadım, kahverengi, pis denizinden balık mı tutmadım, ailemden izinsiz arkadaşlarımla teleferiğe mi gitmedim, bisikletle narlıdere'den konak'a kadar her yanını mı gezmedim... o kazayı hatırlıyo musun? hani bir gece vakti bisikletle çiğdem almaya gitmiştim. namussuzların açıp kapamadığı çukura girip kafamı gözümü yarmıştım. bir göz kapağım hala daha kapalı durur öbüründen. canın sağolsun. sevenin vurduğu yerde güller bitermiş.
tamam tamam denizine laf söyledim diye de kızma hemen. bana ilk yüzmeyi de sen öğretmemiş gibi sanki. o küçük sahil kasabanda geçen çocukluk yazlarımı unutur muyum sanıyorsun? galiba deniz aşkı o zamanlar kazındı kalbime. gece 12 lerden sonra dört tane bıdık, sokaklarında gezebildiğimiz o kasaba... yıllardır gidemedim oraya da. acaba değişmiş midir? turistik olmasa bari. bir de günübirlik gittiğimiz teos, ürkmez falan vardı. bak oralara da gidemedim yıllardır. ah o özdere'nin balık kokan derin, "alçak" denizi. beni çok kötü kandırmıştı. iki adım atınca boyunu geçiverirdi. ben de yüzmeyi öğrenmek zorunda kalmıştım. o gün yüzmeyi öğrendim, bir daha da bırakamadım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder